29 Safer 1439 | 18 Kasım 2017 Cumartesi

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

Diyabetin sağlığa ve ekonomiye etkileri

Son Güncelleme: 14 KASIM 2017 - TSİ 11:33

Dünyanın en maliyetli sağlık problemlerinden biri olan diyabet, ülke ekonomilerine de büyük yükler getiriyor. Ülkemizde diyabet görülme oranı, beklenenin çok üzerinde artıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’de 2000 yılında yaklaşık 3 milyon olan diyabetli sayısının 2030’da 6.5 milyona ulaşacağını tahmin etti ancak bu rakam 2014’te aşıldı ve diyabetli sayısı 7 milyonu geçti.

Türkiye’de diyabete yapılan toplam harcamaların yüzde 74’ü hastalığa ilişkin kardiyovasküler hastalıklar, nöropati, diyabetik ayak, retinopati ve nefropati gibi komplikasyonlardan kaynaklanıyor. Diyabetin SGK’ya maliyeti 2012’de 10 milyar TL oldu. Her yıl, bir önceki yıla göre ortalama yüzde 18 artış yaşanıyor.

‘Yüzde 50 artabilir’

Portekiz’in başkenti Lizbon’da Avrupa Diyabet Kongresi’nde yeni çalışmalar gündeme geldi.

Dünyada 400 milyondan fazla diyabetli var. Bu rakamın önümüzdeki 25 yılda yüzde 50 artacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla bunu 2040’ta 600 milyon hasta olarak düşünebiliriz. Sağlık hizmetleri ve ekonomi üzerindeki yüke bakacak olursak, özellikle kronik hastalıklarda artış korkutucu. ABD’de tüm sağlık harcamalarının yüzde 10’u diyabetle ilgili.

Yaşam tarzıyla diyabet arasında ilişki

Uzmanlar, kilo vermeyi, daha fazla egzersiz yapmayı ve yediklerimizin yarısını yememizi tavsiye eder. Hastayı çok daha yakından takip edip davranışlarını değiştirmeye teşvik etmenin işe yarayabildiği gösterildi. Dijital ortamda bir hekim sizi takip edebilir ve gerektiğinde müdahale edebilir.

Stresten uzak durun şeker yerine tarçın kullanın

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serpil Salman, "Çocukluk çağının diyabeti olarak bilinen tip 1 diyabeti önlemek bugünkü bilgilerimize göre mümkün değil. Erişkin tip (tip 2) diyabet toplumda çok daha yaygın olarak görülüyor. Bu hastalığın önlenmesine yönelik olarak çocukluk çağından itibaren tedbirler almak mümkün. Yaş, bel çevresi, vücut ağırlığı, ailede diyabet hikayesi, gebelikte diyabet geçirmiş olmak, kalp damar hastalıkları, polikistik over sendromu, uyku apne sendromu varlığı vb durumlar dikate alınarak bir kişinin diyabet yönünden riskli olup olmadığı belirlenebilir. Riskli kişiler açlık ve gereğinde şeker yükleme testi (OGTT) yapılarak araştırılmalıdır. Açlık kan şekeri hafif yüksek veya gizli şekeri olan bir kişi fazla kilolarını vererek ve egzersiz yaparak diyabet gelişme riskini yüzde 58 oranına kadar azaltabilir.

Stres diyabeti tetikliyor

Stresle baş etmemize yardımcı olan adrenalin, kortizol gibi hormonlar aynı zamanda insülin karşıtı etkiye sahip. Yani stresli durumda üretilen hormonlar vücudumuzda üretilen insülinin etkisini azaltıyor ve kan şekerinin yükselmesine neden olabiliyor. Ayrıca stresi aşmaya çalışırken iştah artışı nedeni ile daha fazla gıda tüketerek de hem kilo artışı. hem de kan şekerinde yükselme sorunları ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Diyabet hastaları stres durumunda kan şekerini daha sık izlemeli ve gerekli durumlarda tedavi değişiklikleri yapılmalı.

İş yaşamı, çevre faktörleri, sürekli olumsuz uyaranlar veriyor. Stresten uzak kalmaya çalışmak en önemli tedbir. Ancak bunu başarmak çok da kolay değil. Kahve içmek gibi uyarıcı özelliği olan çözümler kısa dönemde kişiyi rahatlatacak gibi görünse de stres hormonlarında artışa neden oluyor. Kalori harcamayı da artıran, uzun yürüyüş gibi egzersizler, kan şekeri kontrolü bakımından da uygun.

Milliyet, Sabah