logo

Ahıskalı Türkler 68 yıldır sürgünde

68 yıl önce, dönemin Rusya lideri Stalin imzasıyla çıkarılan bir kararla, Ahıska Türkleri sürgüne gönderildi. Ahıska Türkleri, 1944 yılında Stalin tarafından iki saat içinde tren vagonlarına doldurularak, gidecekleri yere kadar aşağı dahi inmemek koşulu ile kapalı tren vagonlarında Orta Asya'ya sürülerek Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yerleştirildi.

Bu sürgün Stalin'in Karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçası olduğu Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra açıklanan arşivlerde ortaya çıkmıştır. Aynı kaderi paylaşan Kırım Tatarları ve Ahıska Türklerinin bu hazin sürgününde binlercesi yolda öldü. Sovyetler Birliği'nin son yıllarında, Özbekistan’ın Fergana vadisinde yaşayan Meshet ya da Ahıska Türkleri, 1989 yılında, etnik bir gerilim sonrasında büyük bir şiddete uğradı. Bu trajedinin ardından bölgedeki nüfus tamamen göç etmek zorunda kaldı. Azerbaycan, 1989 yılında Özbekistan'ın Fergana vadisindeki şiddetden kaçan Ahıska Türklerinin bir kısmını kabul etti ve topraklarına yerleştirdi. Fakat Ermenistan ve Dağlık Karabağ'dan kaçan ve kovulan büyük Azeri nüfusla ilgili sorunları yüzünden bu göçü 1993 yılında durdurdu. Gürcistan, 1990'larda etnik olarak Gürcü kökenli Meshileri nüfusu ülkeye yerleştireceğini duyurdu. Bu karar, Samtshe-Cavaheti bölgesinde yaşayan Ermeni nüfus arasında tepkiye yol açtı. Türkiye, Ahıska Türklerinin kendi topraklarına yerleştirilmesini talep etmektedir. Öte yandan Türkiye, az sayıdaki Ahıska Türk nüfusunu ülkenin doğusuna yerleştirdi. Rusya Federasyonu'nun Krasnodar bölgesine yerleştirilen Ahıska Türkleri, Rus Kazakların Türk karşıtı tepkileriyle yüz yüzedir. Rusya'daki Ahıska Türklerinden 15.000 kadarı ABD'nin çeşitli kentlerine yerleştirilmiştir. 1999 yılında Gürcistan, Avrupa Konseyi’ne üye olurken Ahıska Türklerinin geri dönüşleriyle ilgili yükümlülük üstlenmiştir. Buna göre Gürcistan, 1999’dan itibaren üç yıl içinde Ahıskalıların dönüşlerini başlatacak ve 12 yıl içinde yani 2011 yılında dönüş işlemini bitirecektir. Eğer Gürcistan süre sonunda yükümlülüğünü yerine getirmezse Ahıska Türkleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açabilecek ve bu yolla vatanlarına dönmeyi talep edebileceklerdir. Ama üste beliritilen sorunlar ve engeller yüzünden herhangi bir geri dönüş gerçekleşmedi.

Gürcistan Ahıska Türklerinin geri dönüşüne şartlı izin vermiştir. Şartlardan birincisi, geleceklerin sadece Ahıska bölgesine değil tüm Gürcistan topraklarına yerleşmeleridir. Tiflis bu şartı, Ahıskalıların bölgeden 91 bin kişi çıkmasına karşın bugün dönecek olan rakamın çok olması ve bölgenin bunu kaldıramayacağı savına bağlamaktadır. İkinci şart, Türklere verilecek kimliklerde Türk ve Müslüman yazmayıp Gürcü ve Hıristiyan yazacaktır. Gürcistan’ın bu şartının altında ise bölge halkının aslında Türk olmayıp, Meshi denen Gürcüler olduğu, zamanla ve zorla Osmanlılar tarafından Müslüman yapılarak Türkleştirildikleri savı yatmaktadır.

Beş ilçe ve 200 köyden meydana gelen Mesheti bölgesinde şu an daha çok Gürcüler ve Ermeniler yaşamaktadır. 100'e yakın köy ise Türklerin sürgününden günümüze hala boştur.

Haziran 2002’de Krasnodar’da bulunan Ahıska Türkleri seslerini duyurabilmek için açlık grevi yapmışlardır. Krasnodar'da yaşayan 12 bin Ahıska Türkü, 'yasa dışı mülteciler' olarak adlandırılmakta ve yeni bir sürgüne gönderilmeleri istenmektedir.

Gürcistan parlamentosu uzun bir çalışma sonrasında 2007 yılında Ahıska Türklerinin Gürcistan’a dönmelerini ön gören bir yasayı kabul etti. Ancak çalışmalar yeterli olmamakta, yerlerinden zorla sürülen bu insanların mal ve mülkleri derhal asıl sahiplerine iade edilmesi gerekirken Gürcistan hükümeti, onların malları ve mülkleri yerel Ermeni ve Gürcü halkın eline geçtiği gibi, ekonomik gerekçeler göstererek engeller çıkarmaktadır. Herhangi bir geri dönüş gerçekleşmediği gibi, malları ve mülkleri elinde bulunduran yerel Gürcü ve Ermeni halkı karşı çıkmaktadır. Sürgünün ardındaki gerçek neden pek çok kişiye göre farklıydı. Sovyetler yıkıldıktan sonra ortaya çıkan gizli belgelerde, güya sürgünün asıl nedeni ortaya konmuştu: Kararda, Ahıska Türklerinin Nazilerle işbirliği yaptığı iddiası yer alıyor. Hâlbuki 2. dünya savaşının devam ettiği süreçte erkeklerin çoğu Sovyet Ordusu'nda yer alıyordu ve zaten cephedeydi. Geride kalanlarsa kadın, çocuk ve ihtiyarlardı... Meğerse sürgünün arkasındaki asıl gerçek farklıymış: Kırım ve Ahıska Türklerinin sürgünü Sovyet arşivlerinde "Karadeniz çevresinin Türklerden temizlenmesi" ifadeleriyle yer alıyordu. Zira Ahıskalılar, Sovyetler Birliği'nde yaşayan halklar arasında kimliğinde "Türk" ifadesi bulunan tek topluluktu. Hatta bu sürgün on yıl öncesinden planlanmaya başlanmıştı. Bir başka iddia da, kendisi de Gürcü olan Stalin'in, Gürcistan'ı yerleşik diğer halklardan temizlemek istemesiydi. Öyle veya böyle, Ahıska Türkleri öz vatanlarından sürüldüler.

Stalin'in ölümünden sonra Sovyetlerden bu iddiaları kuvvetlendiren bir karar geldi: 1956 yılında Kafkasya Müslümanlarına itibarları iade edildi. Bölge halklarının pek çoğu bu kararın ardından yurtlarına döndü. Ancak Ahıskalılar tıpkı Kırım Türkleri gibi geri dönmesine izin verilen halklara dâhil edilmedi. Yurdundan edilen bir halk, komünist dönem boyunca Sovyet coğrafyasının farklı noktalarında yaşama mücadelesini sürdürdü. Gittikleri her coğrafyada farklı zorluklarla karşılaştılar.