logo

19 bin çift 'zehirli ayakkabı' imha edilecek, ya diğer ürünler?

Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca, tehlikeli kimyasal madde ihtiva etmesi nedeniyle ithaline izin verilmeyen 19 bin 460 çift ayakkabının farklı bir antrepoda tespit edildiği, ayakkabıların imha işlemlerinin en kısa zamanda gerçekleştirileceği belirtildi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Erenköy Gümrük Müdürlüğüne bağlı bir antrepodan, imha edilmek üzere sevk edildiği halde, eskileriyle değiştirilerek iç piyasaya sürülen ve tehlikeli kimyasal madde ihtiva eden ayakkabılarla ilgili inceleme ve soruşturma yapıldığı bildirildi.

Soruşturmada, aynı firma tarafından ithal edilmek istenen, ancak tehlikeli kimyasal madde ihtiva etmesi nedeniyle ithaline izin verilmeyen aynı marka 19 bin 460 çift ayakkabının farklı bir antrepoda Bakanlık tarafından tespit edildiği ifade edilen açıklamada, bu ayakkabıların imha işlemlerinin en kısa zamanda gerçekleştirileceği kaydedildi.

‘Zehir’ sadece ayakkabıda değil

Güngör Uras'ın konuyla ilgili makalesi sorunun sadece ayakkabılarla olmadığını hatırlatıyor:

Çin’den gelen ayakkabılarda kanserojen madde (azo zehri) olduğu belirlendi. Öyle bir inanış oluştu ki kanserojen madde sadece ayakkabılarda oluyor. Veya Çin’den gelen mallarda azo var. Kanserojen madde, sadece Çin’den gelen mallarda değil, başka ülkelerden gelen mallarda var ama içeride üretilen mallarda da var.
Ucuz çocuk giyim eşyalarında, oyuncaklarda, tüm giyim eşyalarında ve mobilyalarda kullanılan kumaş ve deride de azo tehlikesi var.
Azo boyarlar en fazla tekstilde, deri eşyada kullanılıyor ama işlenmiş gıda ürünleri bile azo boyarla renklendiriliyor.
Azo boyarların tehlikeli olduğu, ilk önce en fazla kullanıldığı tekstil ve deri sanayiinde yapılan araştırmalarla belirlendi.
Kansere sebep olması nedeniyle, azo boyar maddeleriyle üretilen deri, tekstil ve hazır giyim ürünleri bazı Avrupa ülkelerinde yasaklandı.

1995’ten beri tehlike biliniyor

Bizde de Sağlık Bakanlığı “giyilecek eşya ve elbiselerin boyanmasında kullanıldıklarında insan sağlığına zarar verebilen (genellikle kanserojen) maddeler sınıfına girdiği ve bunların deri, tekstil ve hazır giyim ürünlerinde kullanımının insan sağlığı açısından uygun olmadığı“ gerekçesiyle 1 Mart 1995 tarihinde “arilaminler ile bunları içeren azo boyar maddelerinin deri, tekstil ve hazır giyim ürünlerinde ve bunların boyahanelerinde kullanılmalarını” yasakladı.
Azo boyar diye adlandırılan boyar maddelerden bazıları “arilamin” içeriyor ve arilaminin kanserojen etkisi var. Avrupa Birliği ülkeleriyle birlikte Türkiye‘de de “arilamin” maddesinin kullanımına sınır konuldu.

Azo boyar maddeler, boyanın ürüne tam oturmasını sağlıyor. Azo boyar maddeler ışığa, sıcağa, oksijene dayanıklı. Parlaklığı ve rengi koruyor. Azo boyar maddelerin içinde bulunan 24 çeşit arilamin madde kanserojen etki yapıyor. Bu 24 maddenin her birinin 1 g ürün üzerindeki en yüksek değerinin 30ppm‘i aşmaması gerekiyor. Bu değerler ise ancak özel laboratuvarlarda belirleniyor.

Batı ülkelerinde tekstil ürünlerinde en fazla 20 PPM azo boyar maddeye izin veriliyor. Uzakdoğu’dan ithal edilen bazı ürünlerde ise 400 PPM’e yakın azo boyarlı maddeye rastlanabiliyor.
Türkiye’ye 30 PPM’in altındaki azo boyar maddeli ürünlerin ithali serbest.
Azo boyar maddeler özellikle ter yoluyla vücuda temas ediyor ve böylece de tehlike başlamış oluyor.

Bunlar bir tüketici olarak benim derleyebildiğim bilgiler. Hiçbir tüketici çocuğuna oyuncak, okul çantası, ayakkabı alırken, evine deri koltuk, deri çanta, deri giysi alırken ürünün boyasında azo riski olup olmadığını kendi imkânlarıyla anlayamaz. Ölçtüremez. En risklisi de işlenmiş gıda ürünlerinde azo boyar maddenin bulunup bulunmadığı.
Bütün görev ve sorumluluk Sağlık Bakanlığı’nda. Gümrüklerdeki kaçak 5-10 bin çift ayakkabıyı toplamakla iş bitmiyor. Başka ülkeler tüketicisini nasıl koruyorsa, biz de onu yapmaya mecburuz.

Milliyet