logo

'Küresel rekabette 44’üncü sıradayız'

İç talebe değil de ihracat artışına dayalı olarak büyümek istiyoruz. İhracat artsın ki üretim de artsın, büyüyelim diyoruz.

İhracatın artması, dünya pazarında talebi olan malları, dünya kalitesi ve dünya fiyatıyla üretmeye bağlı. Çünkü dünya pazarında (küresel pazarda) büyük rekabet var.

Türkiye’nin dünya pazarında talebi olan malları, dünya kalitesi ve fiyatı ile üretip üretmediğinin göstergesi, Türkiye’nin “Küresel Rekabet” (dünya ülkeleri arasındaki rekabet) sıralamasıdır.

Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum-WEF), ülkelerin verimlilik düzeyini belirleyen göstergelere dayalı olarak, ülkenin güçlü ve zayıf yanlarını ortaya çıkarmak ve politika yapıcılara yol gösterebilmek amacıyla araştırmalar yapıyor. Bu araştırmalar sonucu hazırlanan “Küresel Rekabet Raporu 2013-2014” raporunda, küresel rekabet gücü bakımından Türkiye, 148 ülke arasında 44. sırada.

148 ülke arasında bilimsel araştırma kurumlarımızın gücü bakımından 63’üncü sıradayız. Şirketlerin Ar-Ge harcamaları sıralamasında 68’ınci, bilim adamı ve mühendis sıralamasında 53’üncüyüz.

İnovasyonda geriyiz

Küresel rekabet sıralamasında öne çıkabilmenin yolu “üretimde inovasyondan-yenilikçilikten” geçiyor. İnovasyon, yenilikçilik ise, araştırma-geliştirmeyle mümkün olabiliyor. Araştırma geliştirme kapasitesi ise eğitime ve bilgiye bağlı.

Fransız işletme okulu INSEAD, Cornell Üniversitesi ve Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO) tarafından hazırlanan “Küresel İnovasyon Endeksi 2013” raporunda Türkiye 142 ülke arasında 68’inci sırada.
Endeksin ilk sırasında İsviçre yer alıyor. ABD 5’inci, Almanya 15’inci, Güney Kore 18’inci, Japonya 22’nci ve Çin 35’inci sırada.

Türkiye’nin “inovasyon” konusunda geriliğinin arkasında “Bilimsel araştırma kurumlarının yetersizliği, şirketlerin Ar-Ge’ye önem vermemeleri, şirketlerin Ar-Ge için para harcayamamaları, eleman çalıştıramamaları ve nihayet üniversite öğretim üyelerinin Ar-Ge yapacak güçte olmamaları” var.

Eğitimsiz olmuyor

Türkiye’de temel eğitim seviyesinin geriliği, bilimsel gücünü artırmasına imkân vermiyor.
OECD tarafından düzenlenen 15 yaşındaki öğrencilerin temel eğitim seviyelerini gösteren araştırma sonuçlarına göre (PISA Testi sonuçları) Türk öğrenciler 65 ülke arasında genel ortalamada 45’inci sırada. Öğrencilerimiz bilgi bakımından matematikte 44’üncü, okumada 42’nci, fende 43’üncü sırada yer alıyorlar.

Açık anlatımıyla, sadece okul, üniversite, öğrenci, öğretmen sayılarının artması bilime katkı yapacak insan yetiştirmeye yeterli olamıyor. Önemli olan çağdaş eğitimde öne çıkabilmek.
İyi yetişmiş genci olmayan ülke ise dünya pazarında alıcısı olacak malları üretemiyor. İhracatını artıramıyor.

Güngör Uras / Milliyet