21 Zilhicce 1440 | 22 Ağustos 2019 Perşembe

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Güncel

Ana Sayfa Haber Güncel

Ramazanın son günleri ve sonrasına dair 10 tavsiye

Son Güncelleme: 1 HAZİRAN 2019 - TSİ 01:45

İlim, fikir ve gönül önderi Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi’nin, Ramazan ayının son günlerini değerlendirmek üzerine dikkat çektikleri 10 önemli tavsiyeyi içeren sohbetini istifadenize sunuyoruz:

Ramazan'ın, mübarek ayın sonlarına doğru yaklaştık. Allah ibadetlerinizi makbul eylesin ve nice nice kandillere, mübarek gecelere, Kadir gecelerine, bayramlara eriştirsin.

Sizlere on hususu, şu on maddeyi zikretmek ve hatırlatmak istiyorum.

Zekâtlarını ay çıkmadan, Ramazan ayı çıkmadan vermeye gayret etsinler! Çünkü zekât, bir sene geçtikten sonra tahakkuk ediyor ama her sene zekât veren insan, artık onun belli bir zamanını tespit etmiştir.

Mesela sene sonunda, dükkânlarda sayım yapılıp bütçe çıkarıldığı gibi, kâr zarar ölçüldüğü gibi. Her sene zekât verdiği için Ramazan'da zekât vermeye niyetlendiyse ki ben onu tavsiye ederim; o zaman Ramazan'dan Ramazan'a kârlarını, alacaklarını, borçlarını hesaplar, birbirinden çıkarır, zekât terettüp eden miktarının zekâtını verir.

Niye Ramazan'da zekât vermeyi hatırlatıyorum? Ramazan'ın çıkmasına birkaç gün kaldı. Çünkü aynı zekâtı Ramazan'da verirse sevabı fazla, Ramazan'dan sonra verirse sevabı az. Bir rivayete göre, Ramazan'da vermenin sevabı, yetmiş kat fazla.

İkinci hatırlatmak istediğim nokta,
Biliyorsunuz Allahu Teâlâ hazretleri bu güzel ayın sonunda fukarayı da yoksulları da düşünmemizi bir kurala bağlamış; fakirlere sadaka-ı fıtr, "fitre" denilen bir para veriliyor. Bu, "Bayram namazından çıkmadan, camiden dağılmadan önce fakirin eline geçsin." deniliyor.

Hatırlatmak istediğim üçüncü nokta:

Kadir gecesini kutladık, ama önümüzdeki geceler de yine değerli. Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz; "29. gece de Kadir gecesi olabilir." diyor. Ayrıca arafe gecesi de çok sevaplı bir gece. Sene içinde ihyâsı düşünülen, içinde ibadet etmek gereken, kaçırılmaması gereken gecelerden birisi de Ramazan bayramının arefe gecesidir. Artık oruç bitti, teravih bitti, ertesi gün bayram, ama o gece çok sevaplı, çok feyizli bir gecedir. "O geceyi de ihyâ etmeyi, hayırla geçirmeyi, ibadetle geçirmeyi ihmal etmesinler." diye, onu da hatırlatmak istiyorum.

Üzerine bastırarak söylemek istediğim dördüncü nokta; biz Ramazan'da müslümanlar olarak bir eğitim gördük, takvâ eğitimi gördük. Müslümanlar olarak bir ihlâs eğitimi gördük. Burada kazandığımız güzel huyları, güzel ibadet alışkanlıklarımızı, yatma kalkma alışkanlıklarımızı, Ramazan'dan sonra da idame ettirmeli, devam ettirmeliyiz. Çünkü Allah'ın en çok sevdiği ibadetlerdir, devamlı ibadetlerdir. Az da olsa istikrarlı ve devamlı ibadet etmek makbuldür.

Mesela Ramazan'dan, bayramdan sonra altı gün "Şevval orucu" var.

Demek ki oruçla ilgimizi kısmen tekrar canlandıracağız. O altı gün sitte-i şevval deniliyor. Şevval orucunu tutun. Sonra Şevval'in on üç, on dört, on beşinde. Zaten her ayın on üç, on dört, on beşinde; Arabî ayların, kamerî ayların, on üç, on dört, on beşinde eyyâm-ı biyz oruçları vardır. Peygamber Efendimiz hiç bırakmamış.

Onu da duvar takviminize işaretleyin; ailecek o günleri de oruçlu geçirin.

Sonra haftanın pazartesi ve perşembe günlerini Peygamber Efendimiz ekseriyetle oruçlu geçirirlerdi; o da bir sünnettir, sevaptır. Pazartesi perşembe oruçlarına da alışın. Görüyorsunuz insan oruç tuttuğu zaman hem sevap kazanıyor hem sıhhat kazanıyor hem de sindirim cihazı teşkilatı, midesi, karaciğeri biraz dinlenmiş, rahat etmiş oluyor. Bunlar bütün sene çalışan cihazlar.

Bu oruçlardan sonra beşinci tavsiyem:

Ramazan, Kur'an'ın indiği aydır. Kur'an'ın mukâbele edildiği, çok okunduğu bir aydır. Bu bakımdan "Ramazan, Kur'an ayıdır." diyebiliriz. Kur'ân-ı Kerîm alışkanlığımızı, Kur'ân-ı Kerîm'i okuma, takip etme, hatim sürme alışkanlığımızı -hem hocalar olarak hem de cemaat olarak- Ramazan'dan sonra devam ettirelim.

Kur'ân-ı Kerîm'e çok çalışalım, ezberimizi çoğaltmaya çalışalım! Çünkü Allahu Teâlâ hazretleri yarın mahşer yerinde, müslümana; "Kur'ân-ı Kerîm'i oku." diyecek; kaç âyet okursa okuduğu âyet sayısınca cennetteki derecesi yükseltilecek. Okudukça yükselecek.

Sonra Ramazan'da teheccüd namazı kıldık. Hani, "Geceleyin sahura kalktığınız zaman abdest alın, teheccüd kılın!" diye tavsiye etmiştim. Tabi belki bazıları ihmal etmiştir ama hiç olmazsa teheccüd vaktinde uyandık, "sahur" diye uyandık.

İşte o sahur vakti, teheccüd vakti.

Demek ki o sahur vakti gibi zamanlarda, Ramazan'dan sonra da yine kalkarak, abdest alıp namaz kılalım. Çünkü "Geceleyin kılınan iki rekât namaz, dünyadan ve dünyanın içindeki her şeyden daha hayırlıdır." diye Peygamber Efendimiz'in tavsiyesi var, teşviki var ve ikazı var.

Altıncı tavsiyem de bu.

Ramazan'da elimizde tesbihler, dilimizde zikirler, camilerde, işyerlerinde hep sevap kazanmaya gayret ettik. Ben hadîs-i şerîflerde Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği zikirlerden bazılarını hatırlatmak istiyorum. Kardeşlerim bunları etraflarındaki tanıdıklarına da versinler, rica ediyorum. Günde;

Yüz, Estağfirullah demek; bir.

Yüz, lâ ilâhe illallah demek; iki.

Bin defa Allah lafza-i celâli zikretmek; üç.

Yüz defa salavât-ı şerîfe çekmek, Peygamber Efendimiz'e salât u selâm getirmek; dört.

Yüz tane de Kulhüvallâhu ehad suresini okumak; beş.

Bu zikirleri tavsiye ediyorum, rica ediyorum. Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği zikirlerdir. Ramazan'dan sonra da kardeşlerimiz bu tesbihleri günlük olarak çekmeye devam etsin.

Sekizinci tavsiyem; kardeşlerimizin birçoğu itikâfa girdi.

İtikâf; "artık tamamen ibadete yoğunlaşmak" demektir. Camide yatıp kalkıp uykusunu azaltıp çok ibadet etme ibadetidir. "Camiye sığınıp caminin ehli olmak, cami kuşu olmak" ibadetidir. Küçük halvettir.

Dokuzuncusu; helâl kazanmaya devam...

Bu çok mühim! Çünkü haram lokma yedi mi insanın kırk gün ibadeti kabul olunmuyor. Bir haram lokma yediği zaman kırk günü yanıyor, ibadetleri bile kabul olmuyor.

Onun için lokmaların helâl olması çok önemli...

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Onuncu tavsiyem de şu:

Bu ibadetleri hep kendimiz için yapıyoruz; "Sevap kazanalım, âhirette yüzümüz gülsün, mükâfâtımız çok olsun." diye.

Ama en sevaplı iş, en büyük kazanç, müslümanlara hizmetle elde edilir. İslâm'a ve müslümanlara hizmet etmeyi, yardımcı olmayı, aklımıza, gönlümüze yerleştirelim. İslâm'a yardımcı olalım. Müslümanlara yardım elini uzatalım, hizmete koşalım, yardıma koşalım.

Nice nice Ramazanlara sıhhatle, âfiyetle erişip nice nice böyle sevaplar kazanmayı; ömrünüzü Cenâb-ı Mevlâ'nın rızası yolunda geçirmeyi, Kur'ân-ı Kerîm'in gösterdiği, aydınlattığı nurlu yoldan yürümeyi nasip etsin.

Allah'ın selamı rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allah iki cihanda cümlenizi aziz ve bahtiyar eylesin.

Mahmud Es’ad Coşan Rha. 15 Ocak 1999 / Cuma Sohbeti - AKRA