14 Rebi'ül-ahir 1441 | 11 Aralık 2019 Çarşamba

CANLI DİNLECANLI DİNLE

Hayat

Ana Sayfa Haber Hayat

Bugün Âşûre günü

Son Güncelleme: 23 EKİM 2015 - TSİ 09:46

Peygamber Efendimiz (sav.) Medîne’ye hicret ettiği zaman Yahudilerin âşûre günü oruç tuttuklarını gördü ve bunun ne orucu olduğunu sordu; cevap olarak şöyle dediler:

“Bugün, iyi bir gündür. Allah, İsrailoğulları’nı Firavun’un zulmünden bugün kurtarmıştır. Musa (a.s.) Allah’a şükür için bugünde oruç tutmuştur. Biz de tutarız.” Hz. Peygamber, "Biz Musa’nın sünnetine sizden daha yakınız" dedi ve o gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu. (Buhârî, Savm, 69; Tecrîd-i Sarih, VI, 308, 309)

Hz. Âişe’den nakledilen bu hadiste, Allah Resulü’nün Mekke döneminde de aşûre orucu tuttuğu anlaşılır.

Bir hadiste şöyle buyurular: 
"Her kim aşura gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder." (et-Tergîb ve'l-Terhİb 2/116)

Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat bunun için fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram edebilir.

Aşûre Günü Ne Yapılır?
Böylesine manalı ve kudsi olayların gerçekleştiği bu mübarek gün ve geceda, asr-ı saadette beri müslümanlar başka günlerden daha fazla ibadet etmişler ve daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır.

1) Aşure günü oruç tutmak sünnettir.
“Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.” (Hadis-i Şerif )
“Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibâdetleri kadar sevaba kavuşur.” (Hadis-i Şerif )
 Yalnız (tek başına) aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalıdır! 

2- Akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini alınmalıdır
“Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa'nın sevabı kadar ecre kavuşur.”  (Hadis-i Şerif )

3- Sadaka vermek sünnettir, ibâdettir.

“Aşure günü, zerre kadar sadaka veren kimse, Uhud dağı kadar sevaba kavuşur.”(Hadis-i Şerif ) 

4- Çok selam vermeli
“Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur.”  (Hadis-i Şerif )

5- Çoluk çocuğunu sevindirmeli

“Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur.”(Hadis-i Şerif )
 
6 - O gün, eve ufak-tefek erzak alınmalı, alınırsa bir sene boyunca evde bereket olur.
Aşure günü vardır ki, geçmiş bütün peygamberlerce diğerlerinden farklı bir gün olarak kabûl edilmiş, birçok hayırlı ve hattâ hüzünlü hâdiseler bu Muharrem ayının onuncu günü içinde kaderin çizgisine aksetmiştir.
Kaynaklarda geçtiğine göre bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsanda bulunduğu içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:

1) Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) aşura gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2- Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağı'nın üzerine aşure gününde demirlemiştir.
3- Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından aşure günü kurtulmuştur.
4- Hz. Âdem'in (a.s.) tövbesi aşure günü kabul edilmiştir.
5- Hz. Yusuf (as) kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan aşure günü çıkarılmıştır.
6 -Hz. İsa (as) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7- Hz. Davud'un (a.s) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8- Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail (as) doğmuştur.
9- Hz. Yakub'un (a.s.) oğlu Hz.Yusuf (as)'ın hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10-Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur. (bk. Sahih-i Müslim Şerhi 6:140)

Bu yüzdendir ki, hemen bütün İslâm ülkelerinde 10 Muharrem’de çeşitli tahılların bir araya getirilerek yapıldığı aşure tatlısı yapılır, bu tarihî hâdiselerin hatırlanması mânasında sevinçli ve neş’eli günler yaşanır, eş dosta aşure yedirme âdeti devam eder. 

Nûh Aleyhisselâm’ın gemisinden karaya çıktığı günü, geride kalan çeşitli tahılları bir araya getirip de pişirdiği şükür tatlısının hatırlanması mânasında yapılan aşureler, gönüllerde bir canlanma, çoraklaşan maddî hayatımızda bir tebessüme imkân vermektedir. Kendi gibi, mânası da tatlıdır.